CeReN's profileYa Ümitlerim de Olmasa?PhotosBlogLists Tools Help

Ya Ümitlerim de Olmasa?

Bu kasvet dünyasında kalmadı özlediğim,Namaz vaktinden başka , ânını gözlediğim...

CeReN .

Occupation
Location
Interests
Devletine, milletine, bayrağına bağlı dini için bağrı yanık dağlı, Bir çerkez kızı,, Belki de bu sebeptendir RİSALE-İ NUR ,MIZRAKLI gibi eserleri osmanlıca okumak hoşuma gidiyor..Kitap okumayı çok seviyorum haftada bir tane kitap okurum ve bir ayet ve mealini ezberlemeye uğraşırım , her gün kur-an okumayaya çalışırım inş. Rabbim kabul etsin..tv izlerim bilgi yarışmalarını ve belgeselleri özellikle ,,gazete ve dergileri takip ederim zaman,yeni şafak, sızıntı, ve özgün irade gibi..Arapça kursuna devam ediyorum inş. öğrenirim hayalim var Süriye'de "İslam" üniversitesinde okumak gibi inş. olur şimdilik bir hayal ama Allah Kerim...
Photo 1 of 43
More albums (33)

Windows Media Player

Beğeni ile okunan ve tavsiye edilen Kitaplar
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
by 
January 20

Dünya gemisi üzerinde her an seyahat eden insanın, ben âhirete gitmem, demesi ne kadar ahmakânedir. Bu gemi âhirete gitmektedir. Gitmemeye kudreti yeten var ise, buyursun aşağı insin.


Bizler ve içinde yaşadığımız dünya fanidir. Bir gün gelecek bu hayat sona erecek; her canlı ölümü tadacaktır. Mahşer günü de bütün insanlar yeniden diriltilecek ve herkes dünyada yaptıklarının hesabını vermek üzere Allah’ın huzurunda toplanacaktır.

Şöyle geriye doğru dönüp baktığımızda görüyoruz ki, zengin-fakir, genç-yaşlı, iyi-kötü, niceleri bu dünyadan gelip geçti. Zaman bedenlerimizi biraz daha yıpratıyor, saçlarımızı biraz daha ağartıyor. Her geçen gün bir sevdiğimiz bizi bırakıp gidiyor. Biz de bir gün sevdiklerimizi bırakıp gitmek için ecelimizi bekliyoruz.

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Muhterem Müslümanlar!
Dünya hayatının sonu olan ölüm, bir yok oluş değil, fani hayattan, baki hayata bir geçiştir. Ahiret yurdu, bu dünyada yaptıklarımızın karşılığını bulacağımız, amellerimize göre mükâfat ya da azap göreceğimiz yerdir.
O günle ilgili olarak Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor: “Kişinin kardeşinden, anasından, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır. O gün bir takım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar, gülerler sevinirler. O gün nice yüzler de vardır ki toz toprak içindedirler. Onları bir siyahlık bürür. İşte onlar kâfirlerdir, günaha dalanlardır.”.
Aziz Kardeşlerim!
“Dünya ahiretin tarlasıdır” düsturundan hareketle Ahiret hayatına hazırlık yapmalıyız. Çünkü kişi bu dünyada en küçük bir iyilik ya da kötülük yapsa onu muhakkak karşısında bulacaktır. Ahirette: ‘‘Oku kitabını! Bu gün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter’’ denilecek ve böylece hesaba çekilecektir.
Hesaba çekilmeden önce adımlarımızı dikkatle atmamız ve hesabını veremeyeceğimiz işlerden uzak durmamız hususunda Yüce Allah bizleri şöyle uyarmaktadır: ‘‘Ey iman edenler! Allaha karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allaha karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’’
Peygamber Efendimiz ise şöyle buyuruyor: ‘‘Akıllı kimse, (ölmeden önce) kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için hazırlanan kimsedir. Aciz kimse ise, nefsanî arzularına tabi olan ve Allah’tan olmadık şeyler isteyen kimsedir.’’

Bir gün gelecek kıyamet kopacak, mahşer kurulacak, mahşer meydanında hepimiz yaptıklarımızdan hesaba çekileceğiz. Hesabın sonucunda kimileri cennete; kimileri ise cehenneme sevk edileceklerdir. Cennetlikler güzel amellerine karşılık cennet nimetlerinden istifade ederken; cehennemlikler de dünya hayatında yaptıkları kötülüklerin bedelini ağır ödeyeceklerdir.
  “Âhirette insan şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe Allah’ın huzurundan ayrılamaz: Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini ne şekilde yıprattığından, malını (servetini) nereden kazanıp nerelere harcadığından ve bildikleriyle amel edip etmediğinden”
Cenab-ı Hak hesabımızı kolay verecek işler yapmayı bizlere nasip etsin.


January 16

Güneşin üzerine doğup battığı ...Her canlı ölümü tadacaktır!...Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazgıdır.(Al-i İmran145) Rabbine kavuşan İsmail arkadaşıma ve bütün ölmüşlerimize el fatiha ma salavat...

 

İsmail bizim komşumuzun oğluydu. Çocukluğumuz birlikte geçmişti aynı okula gitmiş hatta aynı sınıfta okumuştuk 23 yaşında dinini en güzel şekilde yaşayan yaşayışı kadar sohbetleri nasihatleri ile de yol göstermeye çalışan Hakka çağıran doğru sözlü güzel yürekli bir kardeşimizdi Mahalle halkı ondan razıydı ve çok sevilirdi şimdiye kadar elinden dilinden kimseye zarar gelmemişti 20 gün önce trafik kazası geçirdi bir hafta yoğun bakımda kaldı hayalleri vardı geleceğe dair ümitleri herkes dua ediyordu İsmail’e bir şey olmasın yürekler yanmasın benim odamın penceresi İsmail'lerin bahçesine bakıyordu bir hafta boyunca en ufak sese bile kalkıp acaba İsmail’e bir şey mi oldu endişesiyle bakardım ve dua ederdim Allah’ım ben dayanamıyorum İsmail’e bir şey olursa annesi babası nasıl dayanır diyordum bir hafta sonunda dalmışım ki sesler çoğalmaya başladı hızla kalkıp pencereden batığımda insanlar toplanmış ve tam ortada yeşil örtüyle sarılmış tabut duruyordu. Beynim çıkıp tavana yapışmadı diye hala Hamd ediyorum Rabbime şok olmuştum odadan çıkmak istiyorum sanki her yer duvar kapıyı bulamıyordum kapıyı açıp koşarak gittiğimde herkes ağlıyor bağırıyor feryat ediyordu. Ama kimsenin de elinden bir şey gelmiyordu . Annesi geldi ayakta zor duruyordu İsmail’ine son kez baktı yürüyemedi iki kadın koluna girip sürükleyerek götürdüler ben tabuta bakıyordum bir an sanki sesler kesildi sadece tabut ve ben vardım hatta tabutun içinde İsmail de yoktu ben vardım. Ölüm onu hiç ummadığı bir anda yakalamıştı hayaller yarım kalmıştı öldüğüne inanmak istemiyordum ama Rabbim emanetini almıştı .

 Hocam bir gün sohbetinde anlatmıştı ki  bebek dünyaya geldiğinde ağlar kendini öldüm sanar oysa o ölmemiştir dört büklüm olduğu anne karnından daha ferah geniş dünyaya gözlerini açmıştır ölümde öyledir biz öldü deriz ama o kabir kapısından geçip Ahret hayatına doğmuştur. Ve orda kim ne yapmışsa zerre kadar iyilik yada zerre kadar kötülük onu bulacaktır cehennemde ateşte yoktur herkes pikniğe hazırlanır gibi hazırlanacak ve ateşini de yanında götürecektir ne kadarına dayana biliyorsanız o kadar ateş toplayın derdi Alemlerin Rabbi çok adaletlidir. Şimdi İsmail Ahret hayatına doğmuştu beklide mutluydu biz ağlıyorduk sonra 5-6 kişi omuzlarına aldı camiye doğru ilerlediler yaşadığı büyüdüğü yerlerden son kez geçiyordu ağlamaların dövünmelerin ona faydası yoktu bizi duymuyordu. Eve girdik annesi İsmail’im diyordu İsmail’im Allah seni benden daha çok sevmiş ki yanına aldı. Bana da sabrını verdi yoksa ben sana dayanamazdım diyordu .Aradan biraz zaman   geçti öğle ezanı okundu İsmail’in annesi zor bela kalktı abdestini aldı namaza durdu bende yanında namaza durdum ben ondan önce bitirdim o ayakta zor duruyor secdelerden çabuk kalkamıyordu onu seyrettim Ne güzel bir teslimiyetti oğlu ölmüştü Rabbi oğlunu almıştı o acıların en derinini yaşıyordu ve yine sığınılacak yer olarak Rabbine koşuyordu kime isyan edecekti ki yoktu da başka biri verende O değimliydi?  Bana döndü dua et kızım dedi belki Allah senin duan yüzü suyu hürmetine İsmail’ime acırda ona kabir azabı tattırmaz ben ağlamaya başladım ağlama dedi dua et ölsekte öldürülsekte dönüş Rabbimizedir kaçış yoktur ..Kadına hayran kalmıştım ne güzel bir tefekkür örneği ne güzel bir sabırdı. Bu hale gelmek içinde yanmak lazımdı yürekteki yangın büyükse su aciz kalmışsa daha büyük en büyük yangınlar çıkarmalıydı yürekte yanacak bir şey kalmazsa zaten kendiliğinden sönmeye mahkum olacaktı bir orman yangınından sonra o ormanda kelebekler uçmazsa çiçekler açmazsa yanan kor olan sonra kül olan sır olan yürekte de dünya sevgisi, ilgisi, neşesi,muhabbeti olmayacaktı. Rabbim Aşkının ateşine talibim yak beni ki içimdeki küçük yangınlar sönmeye mahkum olsun Sen’in ateşin karşısında aciz kalsın Allah’ım benden razı ol benden razı olarak  canımı al İsmail kardeşime ve bütün ölmüşlerimize de rahmet et acı onlara Sen acımazsan bizim ağlamamız acımamız fayda vermez …

Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi,35)

 

December 17

HİCRET, Allah’a (cc) kaçıştır...Rahman bizleri yolunda şahit uğrunda şehit kılsın….amin…



HİCRET, Hak’kın batıla galip gelmesi ve İslam’ı tümüyle yaşamanın azmidir.
HİCRET, tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin, gerektiğinde mallardan ve canlardan feragat etmenin sembolüdür.
HİCRET, Ensar ve Muhacirinin sergiledikleri dostluk ve kardeşliğin, milli birlik ve bütünlüğün en güzel timsalidir.
“Onlar hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; and olsun, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım…”[A li İmran Suresi 195]
Günahların her türünden arınma, hakiki güzelliklere ulaşma, Allah’a isyandan uzaklaşma, Allah’a ibadete yöneliş olan gerçek hicretler diliyorum.
1431. Hicri Yılı İslam alemine ve insanlığa mübarek olsun.

İslam Alemi’ne Hayırlara Vesile Olmasını Cenab-ı Allah’tan Niyaz Ederim. Baki esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtuh..

November 29

"El intizâr, eşeddün minennâr" "Beklemek ateşten daha yakıcıdır" "ÖLÜM ANSIZIN ÇIKIP GELİR" "Ya sen" "Hangi gün gelirsin" "Can"..." Hangi Gün"...???

http://img03.blogcu.com/images/m/a/r/marifetatolyesi/bekle_1248633518.jpg

b82066beklemek.jpg
YAVMU'L-KIYAMA = KIYAMET GÜNÜ..:(
YAVMU'L-HASRET = HASRET GÜNÜ..:(
YAVMU'L-NADAMA = PİŞMANLIK GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MUHASABA = HESABA ÇEKILME  GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MUSAELA =SORGULAMA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MUSABAKA = YARIŞ GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MUNAKASA = TARTIŞMA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-ZELZELE = DEPREM GÜNÜ..:(
YAVMU'L-DEMDEME = SÜREKLİ AZAP  GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MUNAFESE = YARIŞMA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-ŞAIKA = ÖLÜM GÜNÜ..:(
YAVMU'L-VAKIA = OLAY GÜNÜ..:(
YAVMU'L-KARIA = FELEKETIN KAPIYI ÇALDIĞI GÜN..:(
YAVMU'L-RACIFE = SURA BİRİNCİ KEZ ÜFÜRÜLDÜĞÜNDE GEÇİRİLEN SARSINTI GÜNÜ..:(
YAVMU'L-RADİFE = SURA İKİCNİ KEZ ÜFÜRÜLÜŞ GÜNÜ..:(
YAVMU'L-GASHIYA = İNSANI ÖRTEN FELAKET GÜNÜ..:(
YAVMU'A-DAHİYE = İNEN FELAKET GÜNÜ..:(
YAVMU'L-AZİFE = YAKLAŞAN GÜN..:(
YAVMU'L-HAKKA = GERCEKLEŞEN GÜN..:(
YAVMU'L-TAMMA = BASKIN GÜNÜ..:(
YAVMU'L SAHHA = GÜRÜLTÜ  GÜNÜ..:(
YAVMU'L-TELAK = BULUŞMA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-FİRAK = AYRILIK  GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MASAK = SEVKİYAT  GÜNÜ..:(
YAVMU'L-KISAS = KISAS GÜNÜ..:(
YAVMU'L-TENAD = DARLIKTAN BİRBİRLERİNE SESLENME GÜNÜ..:(
YAVMU'L-HISAB = HESAP GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MEAB = YÖNELME  GÜNÜ..:(
YAVMU'L-AZAB = AZAP GÜNÜ..:(
YAVME'L-FIRAR = KAÇMA CARELERİNİ ARAMA  GÜNÜ..:(
YAVMU'L-KARAR = KARAR GÜNÜ..:(
YAVMU'L-LIKA = BULUŞMA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-BAKA = BEKA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-KAZA = KAZA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-JAZA = CEZA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-BELA = BELA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-BUKA = AĞLAMA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-HASHR = HASIR GÜNÜ..:(
YAVMU'L-VAID = CEHENNEMLE CEZALANDIRILMA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-ARZ = HUZURA VARIŞ GÜNÜ..:(
YAVMU'L-VAZN = TARTI GÜNÜ..:(
YAVMU'L-HAKK =HAKKIN ORTAYA KONACAĞI GÜN..:(
YAVMU'L-HUKUM = HÜKÜM GÜNÜ..:(
YAVMU'L-FASL = DAVALARIN AYIKLANACAĞI GÜN..:(
YAVMU'L-CEM (JAM) = TOPLANMA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-BA'S = DİRİLİŞ GÜNÜ..:(
YAVMU'L-FATH = FETİH GÜNÜ..:(
YAVMU'L-HIZY = REZZİLLİK GÜNÜ..:(
YAVMU'L-AZIM = BÜYÜK GÜN..:(
YAVMU'L-AKIM = KISIR GÜN..:(
YAVMU'L-ASIR = ZOR GÜN..:(
YEVMUDDİN = DİN GÜNÜ..:(
YAVMU'L-YAKIN = YAKIN GÜNÜ..:(
YEVMU'N-NUŞHUR = YAYILMA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MASIR = VARILACAK GÜN..:(
YAVMU'N-NEFHA = ÜFÜRÜLÜŞ GÜNÜ..:(
YAVMU'S-SAYHA = ÇIĞLIK GÜNÜ..:(
YAVMU'R-RAJFA = SARSINTI GÜNÜ..:(
YAVMU'R-RAJJA = GELiP-GiTME GÜNÜ..:(
YAVMU'Z-ZAJRA = AZARLAMA GÜNÜ..:(
YAVMU'S-SERKA = SARHOŞLUK GÜNÜ..:(
YAVMU'L-FEZA = ÜRPERTi GÜNÜ..:(
YAVMU'L-JEZA = SIZLANMA GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MUNTEHA = SONUÇ GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MA'VA = DÖNÜŞ  GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MIKAT = RANDEVU GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MIAD = VAAD GÜNÜ..:(
YAVMU'L-MIRSAD =BEKLEYiŞ GÜNÜ..:(
YAVMU'L-KALAK = IZDIRAP GÜNÜ..:(
YAVMU'L-ARAK = TERLEME GÜNÜ..:(
YAVMU'L-IFTIKAR = MUHTACLIK GÜNÜ..:(
YAVMU'L-INKIDAR = KEDER GÜNÜ..:(
YAVMU'-INTISHAR = YILDIZLARIN DAĞILIP DÖKÜLECEĞİ GÜN..:(
YAVMU'L-INSHIKAK = GÖKLERİN YARILIP MELEKLERİN İNECEĞİ  GÜN..:(
YAVMU'L-VUKUF = BEKLEYiŞ  GÜNÜ..:(
YAVMU'L-HURUJ = ÇIKIŞ GÜNÜ..:(
YAVMU'L-HALUD = EBEDİLİK GÜNÜ..:(
YAVMU'T-TAGABUN = ALDANIŞLARIN ORTAYA ÇIKTIĞI GÜN..:(
YAVMU'L-ABUS =  SURATLI GÜN..:(
YAVMU'L-MA'LUM = BiLiNEN GÜN..:(
YAVMU'L-MESHHUD = ŞAHiDLi GÜN..:(
YAVMA LA RAYBA FIH (FEEH ) = KESiNLiKLE KUŞKU DUYULMAYAN GÜN..:(
YAVME TUBLASSARAIR = GİZLİ iŞLERiN AÇIĞA ÇIKACAĞI GÜN..:(
YAVMA LA TAJZI NAFSUN AN NAFSIN SHAYA = KiMSENiN KiMSENiN YERiNE CEZA ÇEKMEYECEĞi GÜN..:(
YAVMA TASHHASU FIHIL ABSAR = GÖZLERiN DIŞARI FIRLAYACAĞI GÜN..:(
YAVMA LA YUGNi MAVLAN AN MAVLAN SHAYA = HiÇ BiR DOSTUN DOSTA FAYDA VEREMEYECEĞi GÜN..:(
YAVMA LA TAMLiKU nafsun Li NAFSUN SHAYA = HiÇ BiR KiMSENiN KiMSEYE FAYDA VERMEYECEĞi GÜN..:(
YAVME YUDAUNA ILA NARI JAHANNAMA DA'A = CEHENNEM ATEŞiNE iTiLDiKCE iTiLECEKLERi GÜN..:(
YAVMA YUSHABUNA FINNARi ala VUJUHiHiM = ATEŞE YÜZÜSTÜ SÜRÜLDÜKLERi GÜN..:(
YAVMA TUKALLABU VUJUHUHUM FINNAR = YÜZLERİN CEHENNEME ÇEVRİLECEĞi GÜN..:(
YAVME LA YAJZEE VALIDUN AN VALADEEH = BABANIN EVLADINA FAYDA VERMEYECEĞi GÜN..:(
YAVME YAFiRRULMAR'U MIN AHIHI VE UMMIHI VA ABIH =KiŞiNiN KARDEŞiNDEN,ANNE BABASINDAN KAÇACAĞI GÜN..:(
YAVMA LA YANTiKUM VA LA YU'ZANA LAHUM FA YA'TAZIRUN = KONUŞAMAYACAKLARI ,ÖZUR BEYAN ETMELERi iÇiN iZiN VERiLMEYECEĞi GÜN..:(
YAVMA LA MERADDA LEHU MINALLAH (J.J.) = ALLAH'A (C.C.) KARŞI KORUYUCU BULUNMAYAN GÜN..:(
YAVMA HUM BARIZUN = AÇIĞA ÇIKACAKLARI  GÜN..:(
YAVMA HUM ALANNARI YUFTENUN = ATEŞLE DENENECEKLERi GÜN..:(
YAVMA LA YANFAU MALUM VA LA BANUN = MAL VE EVLADIN FAYDA SAĞLAMAYACAĞI GÜN..:(
YAVMA LA YANFAUZZALIMINA MAZIRATUHUM = ÖZÜRLERİN ZALİMLERE FAYDA VERMEYECEĞI GÜN..:(
YAVMA TURADDU FIHILMEAZIR = MAZERETLERİN GERİ ÇEVRİLECEĞI GÜN..:(
YAVMA TAHSHAU FIHIL ABSAR = GÖZLERİN HUŞU iÇiNDE KALACAĞI GÜN..:(
YAVMA TAKSANU FIHILESVAT = SESLERİN SUSACAĞI ,SAĞA SOLA BAKIŞLARIN AZALACAĞI ,GİZLİLİKLERİN ORTAYA ÇIKACAĞI, HATALARIN GÖZLER ÖNÜNE SERİLECEĞİ GÜN..:
(
YAVMA YUSAKU'L -IBAD VA MAAHUMU'L-ASHHAD = KULLARIN YANLARINDA ŞAHİDLERİ İLE BİRLİKTE SEVKEDİLDİLKERİ GÜN..;(
“EL-MEVTU YE’Tİ BAĞTETEN –- ÖLÜM ANSIZIN ÇIKIP GELİR --- DEAD SUDDENLY GET OUT COME
"YA SEN"..???
November 28

"Sana ağır gelen o bir SECDE var ya,binlerce secdeden kurtarır seni. Yüzümde secdelerimin izini bırak ey Rabbim Alnıma rahmetinin nefesini bırak ey Rabbim Kalbime En Sevgilinin (S.A.V)aşkını bırak ey Rabbim Secdemde dirilt beni. Secdemde öldür beni..



Bir akşam üzeri Peygamber aleyhissalatu vesselam:

“ Ya Ebu Zer biliyor musun güneş nereye gidiyor?”
Dediğinde Ebu Zer (ra):
“Allah ve Resulü daha iyi bilir” dedi bunun üzerine ResulAllah efendimiz kendi sorusunu şöyle cevapladı:

Arşın altında Rabbini secde etmeye!

~ Bir akşamüstü güneşi bu nazarla seyrederken hepimize;
“her sabah başını secdeden kaldırıp Rabbinin huzurunda kıyama duran;

ikindi vakti rükuya eğilen akşam vakti tekrar secdeye kapanan bir güneş” tasavvuru sunarak kainatı seyrin adabını öğretmektedir Peygamber efendimiz (s.a.v.)…


Beni kimsecikler okşamaz madem öp beni alnımdan sen öp SECCADEM

Rabbim secdeye eğilerek yükseltsin bizleri inşaallah.
(Amin)

Muhabbet ve dua ile..

November 23

İbrahim’in kurbanı İsmail,Abdulmuttalib’in kurbanı Abdullah’tı Sizce bizlerin kesecekleri kurbanlar yok mu?Kesilen her koyun, koç ve sığır birer semboldür Asıl kurban edilmesi gereken yüreklerdeki İsmaillerdir O halde herkes kendi İsmail’ini tespit etmeli.

Mümin kul için beş bay­ram

Zahr’ül – Abidin adli eserde yazıldığına göre, mümin kul için beş bay­ram vardır; şöyleki :


1) Hafaza meleklerinin bir günah yazmadığı, mümin üzerinden geçip giden bir gün..
2) Mümin kul, dünyadan geçip giderken imanla, şehadetle gide; şeytanın hilesinden emin ola..
3) Kul, sırat köprüsünden geçe; kıyamet günü zorluğundan emin ola, hasımların ve zebanîlerin elinden kurtula..

4) Kul, cennete gire ve cehennemden emin ola..
5) Cennete girdikten sonra kul, Yüce Rabbini göre..

Rabbim gerçek bayramlara ulaştırsın bütün İslam âlemini ve bizleri inşallah Amin...!

Bayramınız mübarek olsun gönül dostlarım

November 17

İlkin ilki...Öncelerin Öncesi Kelamullah'tan bir kaç tane kelam .. Bismillahirrahmanirrahim

“Müslüman olmakla emrolundum.” (Neml süresi 91)

 

“Ey Rabbimiz bizi Müslümanlardan kıl.”(Bakara süresi 168)

 

“Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat süresi 56)

 

“Ey iman edenler, sabır ve namaz ile Allah’tan yardım dileyin. Gerçekten Allah sabredenlerle beraberdir. Ve Allah yolunda ölenlere “ölüler” demeyin, Tersine onlar diridirler fakat siz bunun şuurunda değilsiniz.

Andolsun ki, biz sizi bir parça korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki; Biz Allah’a ait (kullar)ız ve şüphesiz O’na döndürüleceğiz. Rabbinden (olan bir salât) bağışlanma ve rahmet bunların üzerindedir ve hidayete erenlerde bunlardır.”bakara süresi 153–157)

 

“ Nice kişiler vardır ki; Onları ne bir ticaret nede bir alış veriş Allah’ı anmaktan namaz kılmaktan zekât vermekten alı koymaz… Onlar kalplerin allak bullak olacağı o günden korkarlar.” (Nur süresi 37)

 

“Hiç şüphe yok namaz, çirkince utanmazlıklardan ve kötülüklerden vazgeçirir .Allah’ zikir ise muhakkak en büyüktür.” (Ankebüt süresi45)

 

"Sabır ve namazla yardım dileyin. Şephesiz bu huşu duyanların dışında ağır bir yüktür".(Bakara süresi45)

  

“Gerçekten nefis var gücüyle kötülüğü emreder.” (Yusuf süresi 53)

 

“ Her canlı ölümü tadacaktır.” (Ankebut süresi 57

 

Gerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, diriltir ve öldürür. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur. (Tevbe Suresi, 116)

 

" De ki: "Ben, Rabbime isyan ettiğim takdirde, büyük bir günün azabından korkarım." (Zümer Suresi,

13)

… Öyleyse ey iman eden temiz akıl sahipleri, Allah'tan korkun. Doğrusu Allah, size bir zikir (uyaran, hatırlatan ve öğüt veren Kur'an) indirmiştir. (Talak Suresi, 10)

 

“Gevşemeyin, üzülmeyin eğer inanmışlarsanız en üstün olan sizsiniz.” (Al-i İmran 139) 

November 15

Yerken içerken gülüp oynarken bu acı sonu hiç aklına getirdi mi? Necip Fazıl'ında dediği gibi Büyük randevu... Bilsem nerede, saat kaçta? Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta? Diye hiç düşündü mü?

 

http://img514.imageshack.us/img514/7570/lmjp1.jpghttp://img164.imageshack.us/img164/8779/17hm0.jpg

 Cansızdı; etrafını saran toprağı kabullenmese de iç içeydi onunla. Çok kesif bir trafikle hareket etmekte olan hücrelerin, fısıldaşmaları da  kesilmişti artık

   Hayat doluyken, vadiler dolusu altının, malın mülkün, hırs ve emelin dolduramadığı o eli, nasıl da dolduruvermişti toprak…. Ve kıskıvrak sarınca etrafını, karnı patlarcasına dolmuştu da “tamam yeter “ bile diyememişti. İş bu noktada bitseydi, mesut sayacaktı kendini el sahibi.  Sonra, aynen ağaç kurdunun tahtayı kemirmesi gibi toprak da etini kemirmeye, derisini yüzmeye başlamıştı. Ardından yavaş yavaş vücudunun şeklini de kaybetmeye başladı. Sonra mı? Atılmış kemikler halinde kalakaldı. Geride bıraktığı hayır ve hasenat varsa, dost bulacaktı bir nebze, nefes alacaktı. Yoksa eğer, çok sessiz, karanlık ve dipsiz bu çukurda ne yapacaktı…

    Gün gelip de kemikler, oksitlenmiş demir gibi, yavaş yavaş eriyip toprakla karışınca mevcudiyetine ait hayat eseri de kalmayacaktı..Fakat bekleyişte ebedilik yok . Derken bedenle diriliş, canı hissediş anı. Aynı anda beyinleri zonklatan bir ses. “Sur” olsa gerek…

    Sonra; kumdan çıkış, hayatı yeni soluklamış, sağa sola dağılıp denizi arayan yavru deniz kaplumbağaları gibi, şaşkın ve telaşlı bir tablo çiziyor insanlar. Bir zamanki nefis “Biz öldükten sonra eski halimize mi döndürüleceğiz?     Çürümüş kemikler olduğumuz zaman mı?”    İnkârlarını hatırlıyorlar. “Demek ki ikinci diriliş de varmış”, diyorlar. Ama iş işten geçti, artık çok şey yok: Ana yok baba yok. Herkes çırılçıplak, birbirlerini gördükleri yok. Evet, elbiseleri yok fakat günahları giyinmiş insanlar. Borçlarını gerdanlık gibi boyunlarına takınmışlar. Şimdi çıplaklıklarından değil günahlarından utanıyorlar...

     Mahşerde toplanan insanlar, bir bir boyunun ölçüsünü alıyor mizanda. Öyle ki tozlar bile kaybolmamış tartılıyor. Zerre iyilik, zerre kötülük bile yazılmış deftere. Sonra sağdan soldan uçuşuyor defterler. Buna mukabil gülen, ağlayan, sararıp solan yüzler. Kimi mesut gülen gözler, kimi defterini gizler. Oysa o gün gizli saklı yok, her şey açıktır. Ve birden beliriverir yaptığı ameller… Kimine melek, kimine zebanı… Ardından yoğun bir sevkiyat başlar; Bir yol cennete, bir yol cehenneme….

       Dünya-ahret esrarını çözmüş ve amellerini ebedileştirmişlere ise, korku yoktur. Hak yolu erlerinin yüzlerinde endişe bulunmaz asla. Dünyada O’nun (cc) yolunda ayağa bulanmış bir toz, zorlarcasına çökertir kefeyi. Diğer tarafta katmer katmer günahlar olsa da havada kalır kefe. Bir akıl veremez Hak eri bu işe: “Mümkün olsa da tekrar gidip toprağa, çamura bulasam Hak yolunda hizmet yolunda” der, gördüğü tablo karşısında. Nasıl ki dünyasını şehvetle dolduranlara cehennem kapılarını açıyor burada: dünyada ızdırap yüklenenlere de cennet kapılarını açıyor ardına kadar, çileden uzak. İman davasında koşturmaktan terleyen alınları ateş yakmaz o gün. Titreyen kalbin gözyaşları sel kesilir sıratta. İnler cehennem, “ Ateşimi söndürüyorsun çabuk geç!”diye. Tahtlara yaslanmış bin bir çeşit meyveden tatmak düşer ehl-i cennete. Küçük amellerle dikilen büyük sarayları temaşa eder gözler heyecanla. Gariplere müjdeler yağar o gün sağanak sağanak.

      

     Kimine acı, kimine mutlu sondan; sonra film şeridi başa dönercesine, toprağa karışmış el hayalleşiyor tekrar. Gerçekleşmesi yüzde trilyon, trilyonlar olsa da hayal düşünüyor. Bulunduğu noktaya bakıp zihinler, vicdanını polis yapıyor idrak edenler.

    Gönül ister ki, nefislerini tanısın hep canlar. Tanısın ki Rabbi’ni tanısın, idrak etsin içinde bulunduğu hayatı. Aşina olsun bu fasla ve ikinci dirilişe. Ve önüne aşılmaz dağlar gibi dikili verdiği gün. “Zaten bekliyordum, tanıyorum bunu” desin gönül rahatlığıyla. Hazırlansın çaba göstersin sonsuzluğa..

 

http://1.bp.blogspot.com/_GE3oF5kYWwI/SbWGC7MW0II/AAAAAAAABWc/2oQKHK43BWA/s400/3nebe20401jp6ul5.jpg

Bir Hiç ki, İçinde Heplerin Hepsi; Ölüm

November 13

"BELALI BİR YAZGIDIR AŞK"<<Ecidal>> kardeşimin çok çok güzel bir yorumuydu ekledim...

Aşığın payına düşen belalı bir yazgıdır aşk. Ne alınmış bir 'karardır', ne de seçilmiş bir 'eylem'."

"Ey hakikatli âşık! Aşk kimi yakalar da muradını hemen verir? Kimi yakalar da viran eylemeden şen bırakır? Sorgusuz sualsiz, bedelsiz, mihnetsiz kimi vuslata erdirir? Bil ki hazan nasıl serviyi yağmalayamazsa, sevgili de doğru aşığa kötülük eyleyemez. Sevgili kaçar gibi gösterir kendini, ama izlerini bırakır ardında. Yüzünü peçeler fakat gözleri açıkta kalır. Çünkü sevgili de en az aşığı kadar mecburdur aşka. Ve er ya da geç çıkacaktır aşığın huzuruna. Hâsılı, sevgili aşığına sırtını dönse bile onu terk ettiği görülmemiştir. "

"aşktan sır olmaz. Ve aşk ne aşığı, ne de maşuku gizleyebilir. Kendini belli etmeyen aşk ise zaten hakikatli değildir."

"aşkın esrarını âşıktan başkası çözemez. Belki de bu yüzden her âşık yepyeni bir yolcudur ve âşıklık serüveni hiç bitmez."
İçi hep kanar aşığın
Hasret
der kanar
Mevla
der kanar
Yar
der kanar
........................
November 12

Öleceğiz hepimiz müjdeler olsun ..Ölümüde Öldüren "Rabbe Secdeler olsun"

http://img228.imageshack.us/img228/7537/lmky4.jpg

Ölüm bir sırdır… Var olmanın sırrı da; ölümdür… Ölüm muammasını çözmek mi? Onu geçiyoruz, o malum gerçek… Mukadderat, mutlaka gerçekleşecektir… Ölümün üzerindeki esrar perdesi vahyin ışığı ile kaldırabiliyoruz… Görüyoruz ki; kimi için zeval olan ölüm, kimi için de zirvedir… Bazılarının felah ve ferahı olurken çoğununda helakı olabiliyor…

Özetle ölüm; hasret yurdundan, vuslat yurduna intikaldir… Allah’ın çağrısına icabettir… Kefen, hayat sahnesinde inen son perdedir…

Ölüm; yeniden dirilmek için toprağa düşmektir… Ölüm bir oluştur… Bir geçiştir… Bir dönüştür… Yaşarken Allah ile beraberliği yakalayanlar için, ruhun ten kafesinden kurtuluşudur…

Ölüm; son uyanıştır… Düşlerden, hayallerden, uyuşmuşluktan, uyutulmuşluktan uyanmaktır… Yeni bir hayata doğrulmaktır… Önemli olan ise Azrail’in kabzı, İsrafil’in Sur’u ile değil, Cebrail’in soluğu ile uyanmaktır
Ölüm; son nokta değil üç noktadır…

Ölümü düşünmek, kendini fark etmektir… İlahi adaletin tecellisi için ölüm gereklidir…Gündemlerinde ölüm olanların hayatında zulüm olmaz… Günahlar yaşamda yer bulamazlar… Çünkü günahlara karşı önemli bir dezenfektedir… Hırslarımızı yenmek, öfkelerimizi frenlemek, şehvetlerimizi dizginlemek, arzularımızı kontrol için ölüme müracaat edeceğiz…

Ölüm; dünyanın kasvet ve gafletlerine direnen ruhlar için bir özgürlüktür… Ölümle aramızdaki mesafeyi kısa tutabilirsek; hayatın bağ ve bağlantıları özgürlüğümüzü kısıtlamayacaktır… Ecele soğuk durulan tul-i emele teslim olmaktan kurtulamadılar… Yaşarken ölü, ölü iken yaşayanlar vardır… Yaşarken ölenler, kalbi mühürlenenler ve ruhlarını satanlardır… Ölü iken yaşayanlar ise vahye şahitlik edenler ve şehadet şerbetini içenlerdir… Önemli olan öldükten sonra yaşayabilmektir… Ölümsüz eserler bırakmaktır…
Taş merdivenler gibi , aşınmış ayaklardan,
Secde yerine çarpa çarpa alnım aşınsa!
Göklerin kamçisiyle yediğim dayaklardan,
Erisem de , tabutun boş muş gibi taşınsa !
http://img395.imageshack.us/img395/8990/umut1928uzun11kz4.jpg